Nasreddin Hocanın Zamanında Pc Kullanılsaydı
Adamın biri Nasreddin Hocaya sormuş:
- Hoca bir mizah sitesi hacklenmiş duydun mu?
- Hoca demiş bana ne!
- İyi ama hocam senin site hacklenmiş.
- iyide o zaman sana ne!
-------------------------------------------------
Nasreddin hoca birgün küçük hack programlarıyla Yahoo’yu hacklemeye çalışıyormuş.
Çevresindekiler sormuş.
- Hoca ne yapıyorsun.
- Görmüyormusunuz Yahoo’yu hacklemeye çalışıyorum.
- İyi de hocam o programla Yahoo hacklenmez ki!
- Ya hacklenirse.
------------------------------------------------------
Hocaya sormuşlar
- Hocam dünyanın merkezi neresi.
Hoca demiş.
- Google da girip "dünyanın merkezi" diye arattır demiş.
------------------------------------------------------
Hocadan devamlı Windows XP cdsini istiyorlarmış
Hocada bakmış olacak değil en sonunda
- Cd yi bardak altlığı yaptım demiş.
- İyide hocam hiç CD den bardak altlığı olurmu demiş.
Hoca da
- Niyetin yoksa vermeye bardak altlığıda olur demiş.
------------------------------------------------------
Arkadaşları Hocaya dert yanıyorlar
- Hocam senin karın internette çok sört yapıyor demişler.
Hocada
- Olurmu canım o kadar sörf yapsaydı bizim siteyede uğrardı demiş.
Adamın biri hocaya
--------------------------------------------------------
- Hocam siten kaç tekil hit alıyor der.
- Hocada Aylık 10.000 der
Aradan birkaç yıl geçer. Aynı adam hocaya tekrar sorar.
- Hocam siten kaç tekil hit alıyor der.
- Hoca yine 10.000 der.
- İyide hocam bunca yıldır hiç değişmedimi der.
Hocada
- Erkek adamın ağzından laf bir kere çıkar.
-------------------------------------------------------
Hoca birgün CDciye gidiyormuş. Çocuklar önünü kesip.
- Hocam bize de oyun cd si alsana demişler. Yalnız içlerinden biri hocaya para vererek Doom3 cdsi istemiş.
Hoca akşam CDciden dönerken çocuklar yine önünü kesip hocaya hani bizim CD demişler.
Hocada yalnız bir Cd çıkarıp parasını veren çocuğa vermiş. Sonra da
- Parayı veren oyunu oynar demiş.
-------------------------------------------------------
Hocanın bilgisayarına virüs girmiş. Hoca çok dertliymiş.
Çevresindekiler sormuş.
- Hoca kimi getirelim de baksın bilgisayara demişler.
Hocada
- Çernobil virüsünü yiyen birini getirin demiş. Benim halimden en iyi o
anlar.
-------------------------------------------------------
Hoca internetten tanıştığı bir kadın ile evlenir fakat daha kadının yününü görmemiştir
Gerdek gecesi bakarki kadın çok çirkin. Hoca birgün seyahate çıkar ve karısı:
- MSN listeme kimi ekliyim diye sorar.
Hocada
- Beni eklemede kimi eklersen ekle der....
Insallah
Hoca evde karisiyla beraber oturmus ertesi günün planini yapiyordu. Karisina dedi ki:
- "Eger yarin hava güzel olursa ormana agaca giderim, iyi olmazsa hamama." Karisi Hoca'yi uyarmis:
- "Insallah de Hocam." Hoca:
- "Hanim ne var bunda yarin hava ya iyi olur ya kötü ne var bunda." Ertesi gün olur ve sabah namazindan sonra bulutsuz ve günesli havaya gören Hoca keyifle ormanin yolunu tutar.
Konya dan epeyce uzaklasmistir ki askeri bir birlikle karsilasir. Askerler Hoca'dan
BARDASIN yolunu tarif etmesini isterler fakat askerlerle ugrasmak istemeyen Hoca bilmiyorum deyince komutan Nasreddin Hoca'ya:
- "Kavugundan utan bir de yalan söylüyorsun! Çabuk düs önümüze ve en kisa yoldan bizi
BARDAS'a götür!" diye hep kizar hem de yolda rehberlik etmesini emreder. Hoca askerlerle birlikte onca yolu teper ve
BARDAS’a ulasip serbest kalinca tekrar evinin yoluna koyulur. Bu sirada nereden geldigi belirsiz kara bulutlar günes batmadan her yeri karartirlar.hoca
yolu sasirir Bir simsek ardina bir gümbürtü, rüzgâr firtina derken bardaktan bosanircasina yagmur baslar.hoca
kendini Hadim Taskent tarafinda bulur Ancak iki gun sonra eve varabilen Hoca ayaklarina karasular inmis, yari ölü vaziyette kapinin esigine yigilir. Kapinin tokmagina güçlükle dokunur. Karisi içerden "kim o ?" diye seslenince, Hoca güçlükle:
- "Insallah benim karicigim."
Kurban
Hoca,Bozkandakta ki evinde bir sabah firtina sesi ile uyanmis. Pencereden disari bakmis, ne görsün?! Kurumasi için ipe astiklari gömlek düsmüyor mu?! Baslamis bagirmaya:
-"Hatun kalk kurban kesmemiz lazim." Sabah sabah neye ugradigini sasiran kadin telasla sormus:
- "Kurban nereden çikti efendi."
- "Gömlegim, gömlegim ipten düstü."
- "Gömlek düstü diye kurban kesildigi nerede görülmüs?!"
- "Deme öyle hatun, ya içinde ben olsaydim!"
Marifet
Durayda li bir adam, elinde çok karisik elyazmasi farsça yazilmis bir mektup
- "Hocam, su mektubu bana bir okusana."der. Hoca bakmis elyazisi çok karisik evirmis çevirmis okuyamamis adama geri vermis. Adam sasirip, Hocanin okumasi yok zannederek:
- "Ayip Hoca, ayip! Benden utanmiyorsan basindaki koca kavugundan utan!." demis. Bunun üzerine Hoca kavugu çikarip adamin kafasina geçirerek:
- "Madem ki is kavuktadir: Haydi giy de sunu, kendin oku bakalim mektubunu."
Bilenler
Hoca Kizilyaka camiinde kürsüye çikar çikmaz:
- "Ey cemaat ne anlatacagimi biliyor musunuz?" der fakat cemaatin ancak küçük bir kismi "bilmiyoruz" der. Hoca:
- "O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsin" der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner.
Kasatura
Hoca issiklar (sihlar) da henüz talebe iken bir kasatura tasidigini gören
gorevli durdurunca. Efendim ben ögrenciyim bunu kitaplardaki yanlislari kazimak için kullaniyorum der. Iyi ama der
gorevli bu fazla büyük degil mi? Hocada :
- "Bazen yanlislar o kadar büyük oluyor ki bu bile yetmiyor efendim?"
Sunu bastan söylesene
Nasreddin Hoca BOZKANDAK ta tarlada çalisirken oradan geçmekte olan birisi sormus:
- "Bey Amca! MANYANA kaç saatte gidebilirim?" Hoca, bu soruya hele biraz yol al bakalim demis. Adam ayni soruyu üç kere tekrarlamis: ama farkli bir cevap alamayinca yoluna devam etmis. Biraz yürüdükten sonra arkadan Hocanin:
- "Evlat, gel!" dedigini isitmis. Adam gelince de Hoca soruyu su sekilde cevaplandirmis:
- "Sen tam yarim saatte oraya varirsin," demis. Adam sinirli bir sekilde
- "Be bey amca! Madem biliyordun, sunu bastan söylesene,"
deyince, Nasreddin Hoca söyle savunmus kendisini:
- "Iyi de, ben senin nasil yürüdügünü nereden bilebilirim ki.ve
birde sanada askerler BARDASi sorarsa
Adam Olmak
Bir gün harmanlikta Hoca'nin bulundugu bir sohbette sormuslar:
- "Hocam, adam olmanin yolu nedir?" Hoca düsünceli düsünceli, basini bir o yana bir bu yana sallayarak
- "Söyleyen olursa dinlemeli, dinleyen olursa söylemeli"
Parayi Veren Düdügü Çalar
Hoca bir gün Bardas pazarina gitmek için yola koyulmus. Az sonra çocuklar önünü
kesmis. Hoca, bize pazardan düdük al diye bagrismislar. Içlerinden biri çikip, parasini uzatmis. Pazar dönüsü ayni çocuklar yine hocayi çevirmisler.
Hoca, para veren çocuga düdügü uzatmis, tam ayriliyormus ki! Bütün çocuklar bagirmis:
- "Hani bana, hani bana". Hoca çocuklara dönüp:
- "Parayi veren düdügü çalar"
Zehirli Baklava
Hocaya bir tepsi baklava verilir fakat okuldan acilen çikar ve çikarken de ögrencilere tembihler sakin ha yemeyin benim düsmanlarim bana zehirli hediye getirmis olabilirler diye. Hoca'nin yegeni de oradadir ve çikmasindan hemen sonra hocanin baklavasini yer. Hoca gelince de:
- "Sey, bana verdigin is çok zordu. Hiç birini yapamadim. Senin çok kizgin ve ailemin hayal kirikligina ugrayacagini
biliyordum. öyle utandigimi hissettim ki, yapilacak tek seyin,..., hayatima son vermek olduguna karar verdim... Hoca da:
- "Yapmis oldugun ise bir bakmam için sadece ertelenmis bir cezadir."
Tip Bilgisi
Hoca'ya "tip bilir misin" demisler.
- "Bilirim, hem de söyle derim: ayagini sicak tut, basini serin, bir is bul kendine, düsünme derin."
Arapça Ögretiyor
Hoca bir gün bir komsusu arapça ögrenmek istedigini duyar. Hoca derse baslar ve komsusu da söyle bir soru sorar:
- “Hocam, arapçada soguk çorba ne demek?” O anda cevabi aklina gelmeyince:
- “Haa, evet! Onu ögrenmen gerekmez. Sen hiçbir zaman soguk çorba içmezsin. Bunun disinda da Araplar çorbalarini soguk içmezler” diye cevap verir.
Her Duyduguna Inanma
Günün birinde Hoca ögrencileri ile beraber bir gezi yapiyormus. Yolda da kendisi hakkinda bir seyler söylüyormus. Ögrencilerine ögüt vermeye basladiginda:
- “Her duydugunuza inanmayin! Ben de bir sey duydum ama dogru olup olmadigindan emin degilim. Fakat bana öyle geliyor ki, bu pek mümkün degil”, demis.
- “Bunu bize ispatlayabilir misin?” diye aralarindan biri sormus. Hoca:
- “Tabi seve seve oglum. Geçenlerde birinden öldügümü
duymustum”
Sözün Özü
Nükte tavzih için, meseleleri iyice açiklamak maksadina matuf olarak yapilir. Sadece muhataplari güldürmek bahanesiyle "Bakin, size bir nükte anlatayim.. bir tane daha.." demek gevezelik ve münasebetsizlik olur. Bazen, mesela, Nasreddin Hocadan bir nükte anlatirsiniz. Ama o nükte, temel mantiginizda, fikrinizdeki ve konusmanizdaki bir boslugu doldurmak için olmalidir. Yoksa nükte yapilmaz, fikra anlatilmaz seklinde anlasilmamalidir.
Hoca
Yarasaydi, sahibine yarardi
At nalinin insanlara ugur getirdigine inanan biri, Hoca’ya sormus:
- “Hocam, at nali insana ugur getirirmis, evin kapisina assak günah olur mu?” Böyle hurafelerin dine aykiri oldugunu her zaman anlatan hoca, bu sefer farkli bir yöntemle cevap vermis:
- “Eger ugur getiriyorsa, asabilirsin. Ama bence getirmez. Çünkü atlarda bir degil, dört nal olmasina ragmen simdiye kadar bir faydasi oldugunu görmedim aksine aksama kadar yedigi kamçinin, tasidigi yükün ve kosturuldugu yolun hesabi yoktur.”
Hoca ile Hakim
Hoca, Sivrihisar'da hatip iken, Hakim ile kavga eder, nasilsa hakim döseginde ölümle pençelesmektedir.
Hocaya:
- "Gel, telkin ver", derler. O da:
- "Baska bir hoca bulun, o benimle kavgalidir, sözümü
tutmaz!"
Hepsini
Zengin bir adam Hoca’yla alay etmek için:
- “Hocam sen bu kitaplarin hepsini okuyor musun gerçekten?” Der. Hoca:
- “Senin kaç evin ve koyunun var?” diye sorunca, adam:
- “O kadar çok ki sayisini ben bile bilmiyorum.” Deyince Hoca cevabi yapistirir:
- “Sen o evlerin hepsinde yasayip koyunlarin hepsini de yiyor musun?”
Kime Itimat
Hoca, altini çize çize "Hiç bir dünyevi isle istigal etmedim" diyor ya!.. Bunu duyan ve Hoca'nin da on-onbes horantaya baktigini bilen biri:
- “Hoca, demis, sen bu onbes horantaya neyle nasil bakiyon Allah askina yaaav? Nereden geliyor bu degirmenin suyu?.. Hoca Talak Suresi 2. ayetin sonundan itibaren okuyarak:
- “Kim Allah'a karsi takva üzere olursa, Allah ona, darliktan genislige, bir çikis yolu ihsan eder. Bir de ona, ummadigi yerden rizik verir, Kim Allah'a tevekkül ederse, Allah ona yeter...” Diye cevap vermis, fakat adam tatmin olmamis:
- “Hoca, amenna, amenna da... Neyinen geçiniyoooon?
Diye tekrar sormus,. Hoca bu kez de, Zümer süresi, 36. ayetle cevap vererek;
- “Allah kuluna kafi degil mi?” Demis, Adam yine ayni generelikle:
- “Hoca, amenna, anladik, Allah kuluna kafi de... Sen neyinen geçiniyooon?” Diye üstelemis. Hoca da dayanamamis ve latife babinda:
- “Su kadar hanim, bu kadar hamamin var!..” Gibilerden olmayan seylerini saymaya baslayinca adam:
- “Hah, demis simdi oldu iste canim!..” Deyince, Hoca'nin tepesi ativermis:
- “Allah'a itimat etmiyon, hana hamama itimat ediyon sen! Çabuk, imanini tazele hergele!..
Kenefte Sakiz Çignemek
Hoca'ya birisi girgir olsun diye:
- “Hoca, demis, ben kenefte bile sakiz çignerim! Bunun kitapta yeri var mi? Hoca, bu zevzek zirzobu bozmamak için:
- “Bak oglum, demis, bunu bir daha yapma!”
Fakat, zirzop:
- “Anladik Hoca da... Sen bunun yerini kitap da gördün mü görmedin mi? Diye yilisinca, Hoca:
- “Hayir oglum, demis, ben görmedigim seyi gördüm diyemem. Ama seni öyle kenefte sakiz çigneyerek çikarken görenler, oraya ettigin seyi yedigini zannederler!
Adam Olmak
Hocaya bir gün:
-Adam olmanin yolu nedir? Diye sormuslar.
Hoca su cevabi vermis:
-Bilenler söylerken, bilmeyenler can kulagiyla dinlemeli, bilmeyenler söylerken, susturmanin çaresine bakmali!
Ne Tarafa Döneyim
Nasreddin Hoca Aksehir sokaklarinda yürürken bir genç kendisini durdurur ve sorar:
- “Hocam,namaz kilarken kibleye dogru döneriz. Acaba abdest alirken ne tarafa dönmeliyiz?” Hocamiz aslinda hazir çesmeye dogru dön diyecek ama Aksehir gençlerinin kendisine zaman zaman oynadigi oyunlari hatirlayarak adama:
- “Ceketin,çorabin,ayakkabin,sapkan kisaca elbiselerin ne tarafta ise o tarafa dön!“
Müjde
Yolda bir tanidigi Hoca’ya:
-Bir oglun oldu, müjdemi isterim! demis. Hoca:
-Allah’a bin sükür ama, demis, benim oglum oldu, bundan sana ne?
Adam Olmak
Hoca'ya "Adam olmanin yolu nedir?" diye sormuslar.
"Bilenler söylerken cân kulagiyla dinlemeli. Kendi söyledigi sözü yine kendi kulagi isitmeli." demis.
Hatim
Nasreddin Hoca ve karisi konusuyorlardi. Karisi:
- “Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.”
- “Ne olmus yani?”
- “Imam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormus.” Hoca güldü :
- “Ben o kadini görsem, hatim bile indiririm!..”
Minare Yapimi
Hoca merhum, Aksehir'de dolasirken yanina daha önce hiç minare görmemis bir adam yaklasir.
-Bunlari nasil yapiyorlar, diye sorar. Hoca ciddiyeti bozmadan:
-Bunu anlamayacak ne var? Kuyularin içini disina çevirirler, olur sana bir minare! demis.
Secdeye kapanirsa
Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmis. "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mübarek!" diyecek olmus ama, hanci baba hiç orali olmamis; sözü sakaya bogarak;
- "Agzini hayra aç Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak'ka tespih çekiyor!"
demis. Hoca da:
- "Ya bu tavan böyle tespih çeke çeke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice
olacak!"
Çömlek Hesabi
Hoca Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömlegin içine her gün bir tas atmaktadir. Oglu muziplik olsun diye içine bir avuç daha tas koyar. Bir zaman sonra
arkadaslari:
-"Bugün Ramazan'in kaçi acaba? diye sorarlar. 65 tane tas sayan Hoca 45'i der. Hiç Ramazan'in 45 olur mu?" diye itiraz ederler.
Hoca, biraz saskinlik biraz da kizgin bir ifadeyle:
-"Ben yine insafli davrandim. Benim çömlek hesabina bakacak olursak; bugün Ramazan'in 65'i!"
Marifet
Bir adam, elinde mektup
-"Hocam, su mektubu bana bir okusana." Hoca Farsça yaziyi iyi bilmediginden geri verir. Adam sasirir, Hocanin okumasi yok zanneder:
-"Ayip Hoca, ayip! Benden utanmiyorsan basindaki koca kavugundan utan!. Hoca kavugu çikartir madem ki is kavuktadir; Haydi giy de sunu, kendin oku bakalim mektubunu."
Ne Dediysem O
Çok bilmis komsusu Hocayi sinamaya kalkmis.
- Hoca sen her seyi bilirsin.
- Söyle bana Dünyanin merkezi neresidir? Hoca, adamin niyetini hemen anlamis:
-Tam bulundugun yerdir, diye yapistirmis cevabi.
- "Aman Hoca! Nasil olur?" demis adam.Hoca kizar gibi yapmis. Adam! Sordun, söyledik.Inanmazsan alir cetveli ölçersin.
Kibir
-"Hocam senin evliyalar katinda ulu bir kisi oldugun söylenir asli var midir?" Hoca'nin böyle bir iddiasi elbette yoktur ama bir kere soruldu ya...
-"Her halde öyle olmali." der. Çevresindekiler hemen:
-"O zaman göster bakalim kerametini derler." Hoca;
-"Ey ulu çinar çabuk yanima gel!.." der. Der ama tabii ne gelen agaç var ne giden. Hoca kendisi agacin yanina gider. Halk,
-"Ne oldu Hoca agaci getiremedin, kendin oraya gittin!" der ve gülerler,
Hoca;
-"Bizde kibir yoktur, dag yürümezse abdal(kul) yürür" der.
Dünyanin Dengesi
Hoca'ya bir gün: Sabah olunca insanlarin kimi o yana ,kimide bu yana gider. Sebebi hikmeti ne ola ki?
-Hepsi ayni yöne gidecek olsa, dünyanin dengesi bozulurda ondan.
Bilenler
Hoca kürsüye çikar çikmaz: "Ey cemaat ne anlatacagimi biliyor musunuz?" der fakat cemaatin ancak küçük bir kismi bilmiyoruz der. Hoca:
-"O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsin" der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner.
Kürsüde
Hoca bir gün vaaz vermek için kürsüye çikmis. Fakat olacak bu ya, aklina hiçbir sey gelmemis. Oturmus, oturmus, nihayet
- “Ey cemaat size söylemek için aklima bir sey gelmiyor desem ne dersiniz?” Oglu da kürsünün dibinde oturuyormus. Hemen ayaga kalkip
- “Ilâhi baba, hiçbir sey aklina gelmiyorsa, kürsüden asagi inmek de mi gelmiyor.”
Allah Taksimi Mi? Kul Taksimi Mi?
Çocuklar, mahallede birbirlerine girmisler. Kavga dögüs,
kiyamet!... Ele geçirdikleri bir kucak cevizi bir türlü dogru dürüst bölüstüremiyorlarmis. Kavganin kizistigi bir sirada Hoca da oradan geçiyormus. Çocuklar kosarak ona basvurmuslar:
- Hoca Efendi, ne olur, sunlari bize güzelce bölüstürüver!
Çocuklar bir kenara çekilmisler. Hoca geçmis cevizlerin basina:
- Çocuklar demis, Allah taksimi mi istersiniz, yoksa kul taksimi mi?
Çocuklarin hepsi birden:
- Allah taksimi, Allah taksimi!
Diye bagirmislar. Bunun üzerine Hoca bir avuç ceviz alip bir çocuga vermis. Arkasindan iki cevizi bir baskasina, birkaç avucu ötekine, bes alti taneyi berikine... Bazi çocuklara da hiç
vermemis. Çocuklar Hoca’ya itiraza baslamislar.
- Bu nasil taksim Hoca Efendi, haksizlik ettin!
Demisler. Hoca da:
- Çocuklar demis, siz benden Allah taksimi istemediniz mi?... Allah taksimi böyledir. O, diledigine az, diledigine çok verir, hiç vermedigi de olur, herkes kismetine boyun eger!...
Kaz Gibi
Hoca, abdest alirken suyu bitmis. Bunun için tek ayagini yikayamamis.
Namaz esnasinda tek ayagi üzerinde duruyormus.
- Hoca, neden tek ayak üzerinde duruyorsun? Diye sormuslar. Hoca söyle cevap vermis:
- Bu ayak abdestli degildir.
Çocuklara Nasihat
Editörün Notu: Nasreddin Hoca güler yüzlülügü ile büyük küçük herkesin sevgisini kazanmis simge bir kisilik oldugundan onun adiyla anlatildigi zaman fikralar daha kolay benimsenmektedir.
Nasreddin Hoca fikralari gelecegimiz çocuklarimizin hayatini iyi birer kisi olarak devam ettirebilmeleri açisindan faydali olabilir. Küçük bir nasihat, yerinde bir saka gibi görünen günlük konusmalar bir hayat olayi olarak çocuklarin aklinda hemen yer etmekte ve ileride ihtiyaç duyduklarinda bilinçaltinda yerlesen birikimlere göre davranmaktadirlar.
Çocuklarimizin kazanmasi beklenen erdemlerin dikte edilme yerine eglenceli bir sekilde ögretilmesi kazanilan iyi davranis biçimlerinin kalici olmasini saglayacaktir. Burada anlatici konumundaki anne-babanin söz ve davranislariyla da tutarlilik göstermesinin çok önemli oldugunu belirtmekte yarar var.
Fikralarin tam metninin okunmasi yerine konunun anlasilabilecegi sekilde dinleyici çocugun ilgisine göre içerik renklendirilebilmelidir. Böylece çocugunuzu en iyi siz taniyabileceginiz için onun duymaya alistigi ifadelerle anlatilmasi sizin basarinizi artiracaktir.
Insallah
Açiklama: a) Tedbirli olmanin önemi ve tedbir alindiktan sonra Allah'a tevekkül etmenin geregini anlatir. b) Yalan söylemenin ve savsamanin ne kadar kötü oldugunu anlatir. Not: Insallah, Allah'in izniyle anlaminda kullanilmaktadir.
Hoca evde karisiyla beraber oturmus ertesi günün planini yapiyordu. Karisina dedi ki:
- "Eger yarin hava güzel olursa ormana agaca giderim, iyi olmazsa hamama." Karisi Hoca'yi uyarmis:
- "Insallah de Hocam." Hoca:
- "Hanim ne var bunda yarin hava ya iyi olur ya kötü ne var bunda." Ertesi gün olur ve sabah namazindan sonra bulutsuz ve günesli havaya gören Hoca keyifle ormanin yolunu tutar. Köyden epeyce uzaklasmistir ki askeri bir birlikle karsilasir. Askerler Hoca'dan komsu kasabanin yolunu tarif etmesini isterler fakat askerlerle ugrasmak istemeyen Hoca bilmiyorum deyince komutan Nasreddin Hoca'ya:
- "Kavugundan utan bir de yalan söylüyorsun! Çabuk düs önümüze ve en kisa yoldan bizi Sivrihisar'a götür!" diye hep kizar hem de yolda rehberlik etmesini emreder. Hoca askerlerle birlikte onca yolu teper ve Sivrihisar’a ulasip serbest kalinca tekrar evinin yoluna koyulur. Bu sirada nereden geldigi belirsiz kara bulutlar günes batmadan her yeri karartirlar. Bir simsek ardina bir gümbürtü, rüzgâr firtina derken bardaktan bosanircasina yagmur baslar. Ancak gece yarisindan sonra eve varabilen Hoca ayaklarina karasular inmis, yari ölü vaziyette kapinin esigine yigilir. Kapinin tokmagina güçlükle dokunur. Karisi içerden "kim o ?" diye seslenince, Hoca binbir güçlükle:
- "Insallah benim karicigim." diyebildi.
Halep Oradaysa Arsin Burada
Açiklama: a) Yalan söyleyerek kendinde bulunmamayan özellikleri insanlara varmis gibi anlatilmasinin yanlisligi ve hakikatin ortaya çikinca ne kadar mahcup olunacagi b) Palavraci insanlara itibar edilmemesi. Not: Halep, Osmanli devleti döneminde ortadogu sehirlerindendir. Arsin, günümüzde kullandigimiz metre gibi uzunluk ölçme birimidir.
Palavracinin biri basina topladigi üç bes cahile karsi övünüp duruyormus:
- "Iste ben güçlü ve maharetli bir adamim. Halep'te bulundugum siralarda altmis arsin uzaga atlamis bir kimseyim!.." Nasreddin Hocada bu sirada oradan geçiyormus. Palavracinin yanina yaklasip :
- "Yaa demek sen altmis arsin atlarsin. Haydi atla da görelim." Adam hik mik etmis.
- "Ama ben Halep'te atladim." demis. Hoca kizmis :
- "Canim Halep oradaysa arsin burada."
Hirsizin Bunda Hiç Suçu Yok mu?
Açiklama: a) Tedbirli olunmadigi takdirde kötüniyetlilerin hedefi olunabilecegi. b) Gerçek dostlugun kötü zamanlarda maddi manevi desteklemeyi gerektirdigi.
Günün birinde hirsizin biri Nasreddin Hoca'nin evine girmis ve ne bulduysa hepsini yanina almis gitmis. Hoca'nin arkadaslari evi yalniz biraktigi ve kapiyi siki kapamadigi için ona katila katila gülmüsler. Nasreddin Hoca buna daha fazla dayanamamis ve:
- "Pekâla, pekâla! Ben suçluyum ama hirsiza ne oluyor? Onun bunda hiç suçu yok mu?"
Baklava
Açiklama: a) Baskalarinin malina göz dikmemek gerektigi. b) Firsatçi kimselere karsi malini korumasi gerektigi
Hoca aksamleyin eve dogru yürürken, baklava seven bir köylüyle karsilasir.
- "Hocam, biraz önce bir adam büyük bir tepsi baklava götürüyordu..."
- "Bana ne!"
- "Fakat adam tepsiyi sizin eve götürüyordu."
- "O zaman sana ne!"
Üzerine
Açiklama: a) Birliktelik yalniz olmaktan iyidir. b) Birlikten güzellik ve güç dogar. c) Görev ve sorumluluk paylasiminin önemli ve faydasi. d) Güzel birliktelikten ayrilmanin zarari
Hoca, arkadaslariyla sirin bir köye gezmege gitmis. Aksama kadar yiyip içerek eglenmisler. Burasini pek begenen arkadaslari, her biri bir yemegi üzerine almak sartiyla birkaç gün daha kalmaga karar vermisler. Kafileden birisi:
- “Böregi benim üzerime!” demis. Ötekisi:
- “Eti benim üzerime!”
- “Meyvesi benim üzerime!” demis. Herkes üzerine bir yemek alirken Nasreddin Hoca:
- “Arkadaslar, bu ziyafetler aylarca bile sürse buradan ve aranizdan ayrilirsam Allah’in lâneti de benim üzerime!...”
Suyunun Suyu
Açiklama: a) Iyilik yapilirken nelere dikkat edilmesi gerektigi. b) Yapilan iyiligin iyilik olarak kalabilmesi için sonraki davranislarinda tamamlayici ve ölçülü olmasi. c) Misafirlikte ölçülü olunmasi.
Günün birinde komsu köyden Ahmet adinda biri elinde hediye bir tavukla çikagelir ve o aksam Hocanin evinde misafir olur. Bir hafta sonra Ahmet'in arkadasi oldugunu söyleyen bir baska kisi yine gelir ve Hoca onu da evinde bir gece en güzel sekilde agirlar. Bir zaman sonra Ahmet'in arkadasinin arkadasi oldugunu söyleyen biri daha gelir, Hoca onu da sofraya oturtur ve önüne bir kâse sicak su koyar. Bu ise sasan adama Hoca tebessümle:
- "Bu Ahmet'in tavugunun suyunun suyu" der.
Marifet
Açiklama: a) Insan çok sey bilebilir ama her seyi bilemeyebilir. b) Bilmedigi seyi bilen birine sorarak ögrenmenin önemi. c) Bilgi sahibi insanlara saygi gösterilmesi. d) Bilginin onda dokuzunun edeb oldugu. Not: Kavuk, özel kumaslardan yapilan biçim ve boyutuna göre sosyal statüyü gösteren bir giyecektir.
Bir adam, elinde çok karisik elyazmasi farsça yazilmis bir mektup
- "Hocam, su mektubu bana bir okusana."der. Hoca bakmis elyazisi çok karisik evirmis çevirmis okuyamamis adama geri vermis. Adam sasirip, Hocanin okumasi yok zannederek:
- "Ayip Hoca, ayip! Benden utanmiyorsan basindaki koca kavugundan utan!." demis. Bunun üzerine Hoca kavugu çikarip adamin kafasina geçirerek:
- "Mademki is kavuktadir: Haydi giy de sunu, kendin oku bakalim mektubunu."
Günes mi Yoksa Ay mi?
Açiklama: a) Her seyin kendine göre bir önemi vardir. c) Degerlendirme yaparken etraflica bilgi sahibi olmak gerekir. Günesin isigi kendindendir ama ay günesten gelen isigi yansitarak günesin dünyanin diger tarafini aydinlattigi anda karanlik kalan tarafa en azindan insanlara yollarini bulabilecek kadar isik yansitir.
Günün birinde ögretmen sinifta Nasreddin’e sormus:
- “Anlat bana bakalim, günes mi yoksa ay mi bizim için daha önemlidir?” Nasreddin cevabi:
- “Tabii ki ay, zira günes gündüz parlar. Fakat ay buna karsilik gece parildar ve bize yolumuzu gösterir”.
Düsünür
Açiklama: a) Konusmanin ölçüsü. b) Düsünmenin konusmadan daha önemli oldugu. c) Düsünülerek yapilan konusmanin faydasi. Not: Akçe, eskiden kullanilan bir para birimidir.
Tavugu 5, papagani 50 akçeye satan adama Hoca sorar."
- "Hemserim bu nasil kus 50 Akçe istersin?"
- "Hocam bu kusa papagan derler ve ve insan gibi konusur." Bunu duyan Hoca hemen eve kosar, kümesten hindisini kaptigi gibi pazara döner ve baslar bagirmaya.
- "Bu gördügünüz kus sadece 100 Akçeye, gel, gelll!" Herkesten çok papagan satan sasar bu ise ve Hoca'ya sorar:
- "Hocam 100 Akçe çok degil mi bir hindi için?" Hoca:
- "Sen 50 ye satiyorsun ama"
- "Dedim ya hocam benim kus konusur ama"
- "Öyleyse, benimki de düsünür!"
Büyük Farklilik
Açiklama: a) Gerçek erdem bildigini zorluklara katlanarak insanlik yararina kullanmaktir. Vaaz: Bilgili kisilerin iyiliklerin yapilmasi ve kötülüklerden uzak durulmasi için nasihatte bulunmasi
Hoca, namaz kildirip vaaz vermek için üç günlük uzakliktaki bir köye gitmis, bir aganin evine konuk olmus. Aga, Hoca’ya bir sey okutmus, sonra ayni seyi kendisi okumus. Hoca’ya bir satir yazi yazdirmis, altina ayni yaziyi kendi de yazmis. Sonra demis ki:
- “Gördün ya, sen okudun, ben de okudum. Sen yazdin, ben de yazdim. Sana ne hacet, aramizda ne fark var?” Hoca:
- “Dur demis, aramizda büyük bir fark var: ben üç günlük yolu, yari aç ve yaya geldim, sense burada rahat huzur içinde yan gelip yatiyorsun.
Para Iliskisi
Açiklama: Paranin hayattaki yerini anlatir.
Cimrinin biri, Hoca’ya, “ Hocam demek parayi sende seviyorsun, fakat neden?” Hoca hemen cevap verir:
- "Adami, senin gibilere muhtaç etmez de ondan.
Sayfa=1
2 3
4 5
6
7 8
9 10
Ana
Sayfa
ya gider