Dünya hızla dönüyor,zaman insanları olduğu gibi her şeyi de değiştiriyor.
Daha bundan 12 sene önceydi.
28 şubat 1997 günü o zamanın Refahyol hükümetinin köşeye sıkıştırıldığı günleri hatırlayanınız varmı ?
Bir zamanların askeri erkanında bulunan Çevik Bir Paşa “28 şubat 1000 yıl sürecek” diyordu.
Galiba paşanın matematik bilgi seviyesi bayağı düşükmüş bak 10 yıl yerine nasıl oldu da 1000 yıl söyleyiverdi ki ? Burasının Türkiye olduğunu bilmiyormuydu ki Çevik Bir paşa.
Galiba iki tane sıfırı fazla söylemiş....
Sanırsam ya gaza geldi de söyledi ya da bir dalgınlığına rast geldi diyelim.
Şu günlerde o artık devlet içerisine çöreklenmiş olanların bir bir kuyruklarından tutulmaya başlandığına şahit oluyoruz..
Kimisi millet vekili oldu zaman aşımını bekliyor,kimisi yurt dışına kaçmış taşeronluğunu yaptığı abilerinin yardım edeceği zamanını kolluyor..
Kimisi de ödü kakasına karışmış ve patlama derecesine gelmiş evlerinin kapılarını birileri ansızın çalar diye korkuyor.
Artık 22 temmuz 2007 den önce kanaat önderi,onursal başkanı rolü biçilenlerin 22 temmuz 2007 den sonra kendi sonlarını gördüler sanırsam..
Halk onları kendi elleriyle diktikleri idam sehbalarını layık gördü.
Onlarda biliyorlar ne ekersen onu biçeceğini...
Birazda korkuları ondan.
Buna kimileri intikam kokuyor deselerde,kimisi rövanş deselerde bir zamanlar kendi elleriyle ayarını bozdukları adalet terazisine çıkacak oluşları korkularının asıl nedeni.
İnşallah o kadronun tamamı bugün yargılanır.Adalet tecelli eder .
Bilmem hatırlarmısın daha dün gibi..
28 şubattan sonra kimler madur olmadı ki ?
İstanbul üniversitesinde kurulan ikna odalarından tutunda,Merve Kavakcı’nın millet vekilliğinin elinden alınmasına kadar...
Kuran Kurslarının,İmam-Hatip Liselerinin orta kısımlarının kapatılmasına kadar...
Ve binlerce sırf dindar diye,başörtülü diye yurt dışında eğitim için ülkelerinden gözü yaşlı gençler terketmek zorunda kaldılar..
Batı Çalışma Grubu ve Çağdaş Yaşamını Destekleme dernekleri adı altında oluşturulan gayri resmi yapılanma sayesinde, kamu alanı diye dayatılan özel ve keyfi uygulamalardan tutunda memurların ,askerlerin,burokratik kesimden insanların fişlenmesine kadar her alanda bir zamanların Komünist Rusya Yapılanmasının örnek alındığı o günleri hatırlayalım.
Laiklik elden gidiyor safsatalarıyla yüz binlerce İmam-Hatip Liseliler üniversitelere giremediler...
Üniversiteye girenler ise en düşük fakültelere gitmek zorunda bırakıldılar.
17 agustos 1999 depreminde Hükümet deprem yaralarını sarmak yerine Bursa da ki kuran kurslarında 12-13 yaşındaki çocukların peşine düşmediler mi ?
İsrail’den ve Japonya’dan deprem bölgesine yardım kuruluşları gelirken, günler geçmesine rağmen Anasol-M hükümeti bir türlü deprem bölgesine gelemeyişini hatırlayanınız varmı ?
Oysa daha sonrasında 19 şubat 2001 krizinde bir anda 21 bankayı soyanlar , on yıllardır devam eden eflasyon canavarının sebebini Merve Kavakcının Başörtüsüne bağlamadılarmı ?
Daha sonrasında 22 temmuz 2007 öncesinde meclisi kilitleyenler yine onlar değilmiydi ?
Ve bunun yanı sıra devlet içerisinde derin devlet var komplo teorileriyle halkın umutlarını yok etmeye çalışmadılarmı ?.İnsanlarımızı paranoyak yapmadılarmı ?
Amerika’dan hazine bakanı getirmedilermi ?
Günlerce Kemal Dervişin tenis raketinden hokus pokus numaraları yapacak diye televizyon ekranlarında bekletilmedik mi?
Ve ülkeyi bir kaosun içerisine çekmek niyetindeki bu zavallılar bir yandan irtica,yeşil sermaye diye insanları kutuplaştırmadılar mı ?
Devletin görevi denetlemek ve gözetmek iken bizzat bu ülkenin temellerine dinamitler koymadılar mı ?
Amerika’dan bitli buğdayları,İngiltere’den kurtlu sarımsakları,deli dana etlerini ülkemize bu zihniyet sokmadımı ?
Aslında bunların hesabı ne laiklik,ne cumhuriyetcilik,ne de halkıcılıktı,tek istedikleri bu milleti sağılır inek yerine koyup birilerinin adına sağmadıktı.
Ve sağdılarda...
Daha sonra Amerika Irak’a dayanınca kaçmakta çareyi bulan yine bu zihniyet değilmiydi ?
Bunları neden mi söylüyorum,laf olsun diye değil tabii ki,bu 28 şubatçıların kimler olduğunu herkesin hatırlaması için dile getiriyorum.
Yıllarca bir vampir gibi bu ülkenin kanını emenler ,bugün vatan millet,sakarya ayaklarıyla sözde cumhriyet mitingleriyle kışkırtıcılık yapmadılarmı ?
Evet 1997 deki bu kadronun yapılanması ,köklerinin dış ülkelerde olduğu kanısındayım.
O günleri iyi hatırlarsak !
1997 de Necmettin Erbakan 54.hükümetin başındayken,aynı zaman da İsrailde Benjamin Natanyahu,Almanya da Helmut Kohl baştaydı.
Her üçününde ortak noktası,dini parti olmaları.
Erbakan Türkiye de ki islami bir partinin lideri,Benjamin Natanyahu İsrailde Lukit Yahudi Partisinin lideri ve Helmut Kohl ise Almanyada Hristiyan Demokrat Partisinin lideri ve aynı zaman da her üçüde kendi ülkelerinde başbakandılar.
Ve aynı anda ve aynı zamanda görevden alındılar.
Ve her üçüde yolsuzlukla itham edildiler.
Ve bunun peşinden ne tesadüfse bir milliyetcilik akımı başlamasıyla dini partiler milliyetcilik akımıyla eritildiler.
Ve buna mukabil avrupa devletlerinde ve Türkiye’de ırkcılığı ön plana çıkartan partilerin ikinci olması sizcede birilerinin dışarından düğmeye bastığını göstermiyormu ?
İşte bu düğme sonucunda çıkan bir kadronun ürünüdür aslında bu 28 şubatçılar.
Bugün buna ne isim verirseniz verin,ister Ergenokon,ister derin devlet yapılanması ne denirse densin bu 28 şubatçılar ile bire bir örtüşmektedir.
Bir zamanların bu bürokrat kesiminin temelleri 1968 kuşağına dayanır.
Bir zamanların Deniz Gezmiş’lerini yarı yolda bırakanlar bugün devletin çeşitli kademelerinde boy gösterdiler.
Ve diyebiliriz ki artık derin devletin dibi göründü.
Özellikle herkes Ergenokon yapılanmasındaki 1 numaralı adamı aramakta.
Bazı şakşakcıların dediği gibi ta kökü Atatürk’e kadar mı dayanır bilinmez ama sanırsam eskiden olduğu gibi yine Mustafa Kemal Atatürk’ün ardına sığınmaya çalışacakları her hallerinden belli oluyor.
1 numara Atatürk diyerek saklanamazlar artık ,bunların Atatürkcülükleride kendileri gibi sahte ...
Ve bu televizyon ekranlarındaki bu şakşakcılarıda Cumhuriyet Başsavcılıkları incelemeye alması gerekir. Çünkü bu kişiler Atatürk’ü kirli emellerinin bir parçası olarak göstermeye çalışıyorlar.
Burdan savcıları göreve çağrıyorum.Ellerine sözde türk bayrağı alıp Ergenokon’un 1.numarası Atatürk diyenlerin hakkında derhal işlem başlatılması gerekiyor.
Artık bu millet ne Atatürk’ün ,ne Laikliğin,ne Halkcılığın,nede çağdaşlığın arkasına sığınanlara göz açtırtmaz .Altı sene önce ki 2003 seçimlerinde olduğu gibi yüzde 1.5 olarak tarihe gömdüğünü hatırlayalım.
Evet Atatürk bu devlet için her zaman 1 numara olmuştur.
Ancak asla ve asla ülkesini satanların,kendi halkına terör estirenlerin,kendi halkına hainlik yapanların 1 numarası olmamıştır.
Artık size Atatürkcülük kazandırmaz,başka kapıya,başka yere pazar açın.....
Şapka düştü kel göründü artık.