Bardas Belediyesi.com Sitesine Hosgeldiniz

Degerli ziyaretci sitemize kayitli degilseniz Bazi Bölümlerden Yararlanamazsiniz Lütfen Kayit olun! Sifreni Bilmiyorsan Buradan giris yapip e- mail yolu ile ögrenin.
üyeyseniz Buradan Giris yapin üye Degilseniz Buradan üye olun?

Aranacak kelimeyi yaz Detaylı ara

+Yaziyi Büyült | -Yaziyi Küçült

Hoşgeldin:ziyaretci.Giriş yap veya Kayıt ol

Giris

Üye Adı:

Şifre:

Beni Hatırla

Güvenli Oturum
Şifreniz mi Kayıp?

Şimdi Kayıt Ol!

Bardas-Alanözü-Güncel

Yazar Basın

Kimler Çevrimiçi

7 üye(ler) aktif (4 üye(lerin) tarayıcısı Yazarlar)

Üyeler: 0
Ziyaretçiler: 7

devam...

Tema Seç

screenshot

(7 tema)

Büyük Hikaye

Şu an için günün Büyük Hikayesi bulunmuyor.

Cuma Vakti
 
Yazar : admin
Makale ID : 111
İzleyici : Genel
Versiyon 1.00
Yayınlanma Tarihi: 2009/4/26 16:14:49
Okunmalar : 279
Fettah Bayir

Yıllar vardır içinde hüzünleri barındırır,yıllar vardır içerisinde neşeyi ve mutluluğu bulundurur.

Velhasıl hayat öyle de böyle de devam ediyor.Aslında hayata insanın nasıl baktığı ile alakalı...

Ömrümün yarısı gurbet diyarında özlem ve hasret duyarak geçmiş ardıma dönüp baktığımda.

Hasretten visale uzanan bir yolda yürüşüm yıllardır.Evet bugün ki konumuz gurbet ve hasret üzerine.

Şu avrupa memleketlerinde 49 senelik mazisi olan vatandaşlarımızın çektikleri acılardan bahsedelim.


İstanbul sirkeci tren garından hareket eden trende bu sefere ilk çıkanların hayallerini aceb buğün bilenimiz kaç kişi.

Kimizi bir öküzün,kimizi alacağı kızın hayalini,kimisi rahat bir hayatın,kimisi köy ağasına ödeyeceği borcunu,kimisi aç çocuklarına yedireceği ekmeğin hayaliyle bu gurbet trenine binmediler mi ?

Kimlerini bahtiyar ederken,kimilerine mezar oldu.

Bu gavur diyarları o kadar acıydı ki hiç bir gurbetcimiz cenazesini bu diyarlara gömmek bile istemediler.

Kimilerinin yuvalarını yıkarken,kimilerinin evlatlarını harap ve ziyan etti,kimin emeğini,özlemini,gençliğini bitirdi.

Nice bacılarımız gözyaşlarıyla intihara sürüklerken,kimi sevdaların katili oldu şu avrupa.

Para otamatiğine dönüşmüş yürekler bıraktı arkasında.İyiliğin adına enayilik,hatırın adına kerizlik denilir olunmuş velhasıl.Avrupanın gerçek halkından daha bozulmuş insanlarımız türemiş piyasada.

Yıllarca ikinci,üçüncü sınıf muamelesi görerek hırçınlaşmışlar,yıllarca Türkiye deki hükümetlerin gurbetci dediğimiz halka sahip çıkmayıp içine kapanık toplumlar haline gelmişler.

Yıllarca gerek Türkiye de gerekse avrupadaki insanlar bu gurbetcilerimizi sağılır inek yerine koyup hep hayvan yerine koymuşlar.

Bu halkımız bu diyarlarda köpekler girer türkler giremez panolarıyla karşışlatılar yıllarca.
Onurları,şerefleri,gururları rencide oldu bu diyarlarda,ne yazık ki anavatanın hükümetleri bu çığlıklara hep kulak tıkadı.

Perişan olan insanlarını hiç ama hiç görmek istemedi.

Gümrüklerde sanki bir hayvan gibi gözüne burnuna kulaklarına dişlerine bakıldı.Türk pasaportu beş para etmez diye gelen türk hükümetleri çifte vatandaşlığına özendirmeye çalıştılar.

Devletine küsen bu gurbetcinin imdadına sözde tarikat cemaatler yetişti.Yeşil semayeden agzı yanan bu gurbetcilerimiz,denize düşen yılana sarılır misali bu cemaatlerden umut beklemekte.

Ve son zamanlarda bu sözde cemaatlerin ve tarikatlerin peşinden süreklenmeye başladılar.

Sayıları 5 milyonu bulan bu insalarımıza avrupa ülkelerinde sahiplenen birileri çıkmamış devlet yetkililerinden.

Gelen sömürmüş,giden sömürmüş ....hem anavatanına, hem kendi milletine,hemde yaşadıkları toplumlara küsmüşler.

Gerek anavatanda gerekse avrupa toplumu içerisindeki türk toplumları arasında sarı kafa hastalığı empoze edilmeye çalışıldı .

Kendi milletimize ,kendi insanımıza karşı bir güvensizlik aşılandı yıllarca.

Alman yaparsa iyisini yapar,gavur malımı be mübarek,gavur hakkını yemez,türünden mahalle baskıları yapıldı.Yani bir anlamda bizi bize kırdırmaya çalıştılar.Kendimize karşı güvensizlik besletilmiş farkında olmadan.

Oysa avrupalının gerçek yüzünü bize ne Türkiyede ki entellektüel dediğimiz,sözde aydıncıklar ne de avrupa toplumu içerisinde çözülmüş türklerimiz anlatmıyor veya anlatamıyor.

Paris Eyfel külesinde şaraplarını yudumlayanların öğrencilik çağındaki ve kaçamak ilişkilerini allandıra ballandıra anlatan sözde islami gerekse rantiye televizyonlarında aydın entellektüel görünümlü koca göbekli beyni satılmış insanlar bizleri buralara süreklemedimi ?

Çankayada köpek besleyenlerle burdaki avrupadaki sarı kafalar arasında ne fark var ?

Evet ancak avrupa toplumunun sadece ve sadece köpek sevgisi vardır,kendileri dışındakilere hep bir küçümseme edasıyla bakarlar.

Anavatan da ki kendi hakına tepeden bakanlarla avrupalı sarı kafalılar arasında sizce fark ne ? Kendi benliğine kendi inançlarına kendi kültürüne düşman olanların oynadığı bir tuzağa mı düştük yoksa ?

Köpeklerin tuvalet ihtiyacını düşünen bu beyinler insanların tuvalet ihtiyacını düşünemeyecek kadar zavallıdırlar aslında.

Nice türklerimiz vardır,elin gavuruna yaranmak için yalakalık yaparlar.

Bunun adına avrupa kültürüne entegremi derler ne derler bilemem ancak,bunun adına ne uyum diyebilirim ne de kültür alış verişi diyebiliriz.

Avrupa kültürünün kılık kıyafetini örnek alan halkımız,avrupalının dinine bağlılığını, gazete ve kitap okuma alışkanlığını almaya yanaşmazlar.

Haftanın en az iki günü spor yapan avrupalı halkını örnek almazlar ancak haftanın 7 günü futbol ve futbol haberine bakmayı spor zanneden milyonu aşan insanımız var,avrupalı halkı pratik yaparken,vatandaşımız teori peşinde.


Marka peşine düşmüş maymuncuklar haline dönüşmüş gurbetci gençliği baş göstermiş yıllardır.Nike ,adidas ayakkabı elbise için geleceğini satan gençlerimiz avrupa sokaklarını doldurmuş.

Dating ve escort şirketlerinde türkçesi özel genel evlerde çalışan fahişe kızlarmızın sayısı her geçen gün hızla artmakta.

Esrar ve eroin pençesine düşmüş gençlerimizden pek çoğu avrupanın arka sokaklarında can çekişmekte.

Babası belirsiz binlerce türk çocukları kimliklerinden uzak hristiyanlaşmış durumda.

Evet örnek aldığımız ve anavatanda bize avrupa birliği diye dayattıklarının sonuçlarını saymakla bitiremeyiz.

Beyinler metaryaleşmiş namus,onur gurur,aile,din,mukaddeslik kavramlarının yerine,satılan vucutlar,etiketlenmiş amerikan markalı türk gençleri,esrar ve eroin içmenin özgürlük kavramına sokulduğu,modern hayat diye bireyleri yanlızlaştırıp dört duvar arasına dar ağaçlarının kurulu olduğu hapishanecikler haline getirilmekte..

Markalı malı tüketmeyen,maymun gibi taklid yapmayan gençlik ve ebeveyn çok az denecek derecede.

Şu son yıllarda herkesde hipotek ile ev alma modası baş gösterdi ve bununla birlikte son iki sene içerisinde aileler çatır çatır çatırdamaya başladı.

Boşanmalar hızla artarken ,kriminel yani gasp, hırsızlık alanında türklerde bu oran daha çok ve hızlada çoğalmaya başladı.

Bunun en büyük etkeni anavatanın gurbetcilerimize gereken güveni verememiş olması ve avrupalı halkınında içlerine kabul etmemesi nedeniyle iki kültür,iki ırk,iki din,iki yaşayış tarzı arasında sıkışıp kalmış olmalarından kaynaklanmaktadır.

49 senedir eritilmeye çalışılan bir toplumun ortaya çıkan durumlarından bir kaç tane problemi dile getirmeye çalıştım sadece.

Gerek anavatanda ki halkımıza gerekse gurbetci halkımıza soruyorum.Yerimiz neresi ?.

Batının doğusunda yer almakmı yoksa dogunun batısındamı....

Siz düşünün.




Yazıcı Dostu Sayfa Bu makaleyi arkadaşına gönder
Yorumlardan yazarları sorumludur.
Gönderen Yorumlar

Okuma Köşesi Kategori seç

Tavsiye linkler

Yazar sec

Arama motoru

Genel Arama

Sitede Ara