Bardas Belediyesi.com Sitesine Hosgeldiniz

Degerli ziyaretci sitemize kayitli degilseniz Bazi Bölümlerden Yararlanamazsiniz Lütfen Kayit olun! Sifreni Bilmiyorsan Buradan giris yapip e- mail yolu ile ögrenin.
üyeyseniz Buradan Giris yapin üye Degilseniz Buradan üye olun?

Aranacak kelimeyi yaz Detaylı ara

+Yaziyi Büyült | -Yaziyi Küçült

Hoşgeldin:ziyaretci.Giriş yap veya Kayıt ol

Giris

Üye Adı:

Şifre:

Beni Hatırla

Güvenli Oturum
Şifreniz mi Kayıp?

Şimdi Kayıt Ol!

Bardas-Alanözü-Güncel

Yazar Basın

Kimler Çevrimiçi

7 üye(ler) aktif (3 üye(lerin) tarayıcısı Yazarlar)

Üyeler: 0
Ziyaretçiler: 7

devam...

Tema Seç

screenshot

(7 tema)

Büyük Hikaye

Şu an için günün Büyük Hikayesi bulunmuyor.

Cuma Vakti
Yazar : admin
Makale ID : 114
İzleyici : Genel
Versiyon 1.00
Yayınlanma Tarihi: 2009/8/1 23:57:46
Okunmalar : 232
Fettah Bayir

Esselamün Aleyküm ! 
Kürt Açılımı ,Kürt sorunu,Kürt meselesi diye adlandırılan bir söylenti dolaşıyor şu son zamanlarda.
Gerçekten Türkiyede bir Kürt sorunu mu var ? 
Nerden çıktı bu mesele ? 
Bu yarayı kimler kaşıyor ? Azınlıklar içerisinde mi yer almalı yoksa bütünün bir parçasımı olmalı Kürtler?
Şöyle dönüp ardımıza baktığımızda görürüz ki,aslında Türkiye’nin bir kürt meselesi,bir kürt sorunu yoktur. 
Ayni zamanda Kürt kardeşlerimizinde Türklerle de bir sorunu yok.
Durup dururken nerden çıktı bu Kürt açılımı meselesi diyebiliriz.
Çünkü Avrupa Birliğinin,İsrailin ve Amerikanın bir Kürt Sorunu gibi, her defasında bize dayattıklarına göre.
 
Nedenine gelince Türkiyede bir yönetim eksikliği meselesinin olduğunu biliyoruz.
Bu ülke kurulduğundan beri Cumhurbaşkanları,Başbakanlar,Bakanlar,Milletvekilleri arasında kürt diye adlandırdığımız kişilerden çıkmıştır.
1990’lara gelinceye kadar Kürt Türk kardeş kardeşe yaşarken ne oldu da bir anda cepheleşmeler oldu ?
En iyi Kürt ölü Kürttür ! Sloganlarını ortaya atanlar kimler acaba ? 
Bu kişilerin Türklükle bağları ne düzeyde diye sormak gerekir.
Madem etnik kimlik derdine düştünüz ne diye Kürt denilince Kürt kelimesinden gocunuluyor ?
Yıllardır başta içimizde dinmeyen terör belası Pkk,Rusya,Fransa,Almanya,Amerika,İsrail ,Belçika,Danimarka kısacası Avrupa birliğininin tamamı ne diye bu kürt meselesini kendilerine dert ettiler ki ? 
Esas hesapları neler ?
Kendileri bir birliğin altında toplanmaya çalışırken,Türkiye’ye İran'a Suriye’ye Kürdistan dayatması yapılmasının asıl nedeni nedir  
Ayrı bir devlet kurulmasında Avrupa ve İsrail’in menfaati nedir
Bütün bu soruların temelinde Büyük İsrail Projesi yatar.
Büyük İsrail Projesinin temelinde Filistin topraklarından Hazar Denizi’ne doğru inme düşüncesi var.
Vaat edilen Arzı-ı Mevdud yani Kutsal Toprakları elde etme çabasından başka bir şey değil.
Bunu direkt yapamayan İsrail ve Avrupa Birliği önce parçalara böldürüp sonra parca parca kendi topraklarına katma metodunu uygulamakta.
Büyük İsrail Projesi içerisinde o bölge de 3 tane ayrı ayrı tampon devlet oluşturulma çabasını görüyoruz..
Birincisi Filistin topraklarında işgalci devlet İsrail ikincisi İşgalci Amerika tarafından Kuzey Irakta oluşturulmaya çalışılan Kürdistan ve üçüncüsü İşgalci Ermenistanın Azerbaycan toprakları n tam ortasında kurmaya çalıştığı Karabağ devleti.
Büyük İsrail ve Büyük Ermenistan Hayalinin ortaklaşa kurmak istediği Büyük Bizans Düşüncesinin bir ürünü olarak bu tampon devleri kurup sonra teker teker tevratlarında bahsedilen bu yerleri yeniden kendi topraklarına katma hayalinden çaşka bir şey değildir.
 
Dikkat ederseniz Avrupa Birliğinin kendine dert ettiği konuların en başında Kıprıs Meselesi,Sözde Ermeni Soykırımı ve Sözde Kürdistan gelmektedir.
Evet Kürdistan İsrail Porjesinin ikinci ayağıdır.
O yüzden siyonistlere göre Kürdistan muhakkak kurulması gereken bir devlettir.
Şu anda sözde Kürdistan’ın başındaki Barzani Ailesi yahudi bir aileden geldiği ve yahudi Kürtleriyle ilgilendiğini bilirsek kime hizmet vereceği aşikardır.
Kürt Devleti Kurulma çabalarının temelleri ta 1921 de ki Lozanda atılmış, ve ilk Başbakan İsmet İnönü’nün Lozan Andlaşmasında önüne gelen ilk meseleler arasında yer almıştır.
Lozan görüşmesinde Kürt meselesi, azınlıklar meselesi ile beraber gündeme geldi. 
Bundan bahsedildiğinde İsmet İnönü’nün başında bulunduğu heyet, Türkiye’deki bütün müslüman azınlıkların Türk olarak hesaba katılması üzerinde ayak diretti. 
Onlar, azınlık statüsünün sadece müslüman olmayan dinleri içine aldığı konusunda ısrarlıydılar. 
Müttefikler açısından bu tutum, acayip ve garipti. 
Çünkü onlar azınlığın ırk, dil ve dini içine aldığını bundan dolayı da Kürt, Arap ve Çerkez’lerin azınlık olarak sayılması gerektiğini düşünüyorlardı. 
Türklere bunu hiçbir şekilde kabul ettiremediler. 
Yani, şunu kanıtlayabildiler: Türkiye’de yaşayan herkes, ırk açısından Türk’tür. 
Sonunda Müttefikler, bunun üzerinde fazla durmanın önemli olmadığını düşündüler. 
 
Ancak daha sonra Mustafa Kemal Atatürk tarafından önemsenmedi.
Avrupaya sığınmaya çalışan Kürtlere Mülteci Kamplarında özellikle 1921 te dayatılan Lozan Andlaşmasının bu şartlarını Kürt Sığınmacılarına satır satır öğretilmek istenmesinin nedeni ne olabilir ?
Her İltica hakkını kazanan Kürt Mültecinin Lozan andlaşmasından bahsetmesi sizcede ilginç değilmi ?
 
Sözde Kürdistan’ın Müslüman Halkına değil de daha çok gayri müslimlerin mefaatine olacağı muhakkak.
Başta Büyük Ermeni ve Büyük İsrail Devleti kurma hayalinin bir ürünüdür aslında Kürdistan .

Özellikle terörist başı Abdullah Öcalan’ın çocukluğunu anlatırken anlattığı hatırası olan şu sözlerini sizlere hatırlatırım ,bu söylediklerim Öcalan'ın kendi sözleridir : "ilkokulu en yakın ermeni köyünde okumak için yaz kış demeden sözde okuma şevkiyle yürüyerek o çocuk yaşta dağları aşarak okuma aşkını" da hesaba katarsak, sanki o civarda hiç okul yokmuş gibi..... !

Bu meselenin hiç bir islam ülkenin ve Türkiye’nin menfaatine olmayacağı bilinmeli.
Başta Türkiye de yaşayan Kürt kardeşlerimizin böyle bir gaflete düşmemesi gerekir.
Bunun yanı sıra biz Türkler olarakta iç ve dış münafıkların gazına gelmemeliyiz.
Bu ülkeyi Kürdiyle ve Türkiyle savaşıp kanlarımızla kurduk.
Herkes bu ülkeye döktüğü kan nisbetinde sahiptir.
Hiç kimse birbirini suçlamadan şapkalarını çıkartıp önüne koyup düşünmelidir.
Avrupa hem birinci hemde ikinci dünya savaşında birbiriyle savasıp şimdi bir birlik çatısında toplanıyorsa ,bizlerin neden etnik kimlik derdine düşüyoruz ki ? 
Neden ayrı devletler kurma hayaliyle yaşıyoruz ki? 
Bize bir şey kazandırmaz.
Evet geçtiğimiz gün Ak Parti bir Kürt Açılımı paketini açıkladı.
Ama şunu bilmeliyiz durup dururken nerden çıktı bu paket ?
Kürt Meselesini Politik malzeme olarak kullanmayı bırakalım artık.
Yıllarca gördük ki bu mesele politiksel olarak çözülmüyor ve çözülemezde.
Türkiye’de Kürt sorunu sol ve sağ partilerle de hiç çözülemez, çünkü bunun bir çözüm olmadığına son 30 senedir 60 bin civarında ölen insanlarımız en büyük ispatı değilmi ?
Ve çözülemeyeceğinide yıllarca da gördük.
Chp nin nasıl başörtüsünü çözemediği gibi Dtp’ninde Kürt meselesini çözmesi imkansızdır.
Bu ülkeye sol partiler çözümden çok sorun üretmişlerdir.
O yüzden başta Kürt kardeşlerimiz sol fikirden uzaklaşmalılar.
Ve Türklerinde Mhp’den medet ummammaları gerekir.
Bu işi en güzel kendi içimizde dışarından hakem bulmadan çözebiliriz.
Kürt sorunu gayri İslami Ülkelerde çözmeye çalışırsak,sonumuz hüsran olur.
Bu Konuda ne Avrupa Birliğini ne de Amerika’yı ve Rusyayı muhatap almalıyız.
Eğer çözemiyorsak bu meseleyi İslam Konfansına götürüp çözümü orada arayabiliriz.
Bu vakaa sadece Türkiye’yi bağlayan bir sorun olarak da görünmüyor.
Bildiğimiz gibi Irak, Suriye ve İran’da bu sorunla karşı karşıya.
Bu Kürt meselesi konusunda asıl masaya oturacaklar,Suriye Türkiye İran ve Talabani’nin başında bulunduğu Irak masaya oturmalı ve ortaklaşa uzlaşıcı kararlar alınmalı.
Gözlemci olarak ta İslam Konferans Örgütü katılmalıdır.
Ha keza dışarıda çözümü ararsak ,Büyük İsrail ya da Büyük Ermeni Hayaline Kurban ederiz mazaallah sonumuzu .
Dtp çözümü İmralıda biter derken,Mhp Masaya yanaşmam diyor.
Chp zaten Dtp’nin eş ortağı durumunda.
Ak Parti çözümler peşinde ancak yeterli olmayağı kesin.
Bu yüzden bu pilav daha çok su alır gibime geliyor.
Ömründe hiç Elazığ’dan ötesine geçmemiş kişilerin bu soruna bakış açılarını dikkate almamamız gerekir.
Ayrıca hükümetlerin yaptığı hataları devlete mal edenleride görmemezlikten gelemeyiz.
1995-97 yılları arasında Bitlis’in Tatvan İlçesinde öğrencilik hayatımı sürdürğüm günlerde ve onların sorunlarını yakından çok iyi bilenlerden biri olarak,gördüğüm şey,Kürt Kardeşlerimizin Sorunu devletle değil , devlet hizmetlerini batıya göre daha çok daha iyi sunmuş.  
Doğuda hizmetten nasibini almamış en ufak bir yer kalmamış sanki 
Elektirik,su yol okul cami ve devletin yapması gereken her şey gitmiş.
Dağın başında bir evi olan köylere bile hizmet gitmiş.
Ancak yıllarca hükümetlerin olağan hal üstü uygulamalarıyla gelişimi engellemiş.
Kime sorarsanız işsizlik ve eğitimsizlikten dem vuruyor.
Eğitim derken sadece okul eğitimi değil,iyi bir İslami eğitim gerekmektedir.Devletin hizmet için gönderdiği İlahiyatcılar,imamlar,müftüler görevlerini yapamıyor.
Bunun en büyük nedenlerinden biri şeyhciliğin etkili oluşudur.
Doğunun veya diğer bir ifadeyle Kürtlerin esas sorunu gördüğüm kadarıyla aşiretcilik,töre,sahte şeyhciliktir,çünkü önüne gelen herkes ya seyyid ya şerif olmuş Doğu Anadoluda..
Doğru düzgün islam anlatılmamış.
Özellikle dışarından gelen ajanların cirit attığı bir yer durumunda.
Kaçakcılık almış başını gitmiş.
Özellikle Doğuda bu sorunun temel iki çözüm ayağı var.
Birincisi sanayinin geliştirilmesi ,ikincisi bilinçli olarak din eğitimin verilmesi gerekmektedir.
Evet halk cahil bırakılmış,töreye aşiretlere mahkum edilmiş.
Sahte şeyhlere kanmaktalar.
Bu zamana kadar hizmet götürüyorum diye televizyonlarda bas bas bağıran sözde iş adamları ,sözde dernekler,vakıflar,cemaatler ya kendi reklamlarını yapmışlar ya da birilerinin adına yıllarca taşeronluk.
Kömünistliğin izleri hala silinmemiş.
Bir insanın karın açlığı ile vicdan açlığı giderilmezse o insan canavarlaşır,ve karnını doyurmak için vicdanını doldumak için mutlaka hiç olunmayacak şeyler yapmaya mecbur kalır.
Konuyu özetleyecek olursak.
Birey olarak, devlet olarak güçlü olursak,başarılı olursak herkez bizim peşimizden gelir,eğer beceriksiz ve başarısız olursak peşimizden babamız bile gelmez bunu iyi bilelim.
Sizlere örnek işte,2002 Dünya Futbol Şampiyonasına 54 sene sonra Türkiye ilk kez katıldığımızda,tüm millet olarak şartlanıp Türkiye Final oynar dediğimzde hiç kimse bizlere inanmıyordu ve hatta herkes alay ediyordu .
Dünya üçüncülüğü sonrasında tüm İslam Alemi ve tüm Asya Ülkelerinin halkları Ay Yıldızlı Türk Bayrağımızı ellerine alıp nasıl sokaklara döküldüğünü gördük.
Herkes başarılı olanın yanında yer almak ister.
O yüzden biz Türklerin ve Türkiyeli halkının esas sorunu başarısızlıktır,Kürt -Türk Sorunu hava civa aslında.
Herkes büyük halkanın bir parcası olma derdinde,büyük halka nerdeyse oraya bağlanmak istiyor ve hiç kimse de küçük halkanın bir parçası olmak istemez.
O yüzden diyorum ki,bizler her daim başarılı olmak zorundayız.
Başka şansımızda yok.
 
Selam ve Dua ile

Yazıcı Dostu Sayfa Bu makaleyi arkadaşına gönder
Yorumlardan yazarları sorumludur.
Gönderen Yorumlar

Okuma Köşesi Kategori seç

Tavsiye linkler

Yazar sec

Arama motoru

Genel Arama

Sitede Ara