Bardas Belediyesi.com Sitesine Hosgeldiniz

Degerli ziyaretci sitemize kayitli degilseniz Bazi Bölümlerden Yararlanamazsiniz Lütfen Kayit olun! Sifreni Bilmiyorsan Buradan giris yapip e- mail yolu ile ögrenin.
üyeyseniz Buradan Giris yapin üye Degilseniz Buradan üye olun?

Aranacak kelimeyi yaz Detaylı ara

+Yaziyi Büyült | -Yaziyi Küçült

Hoşgeldin:ziyaretci.Giriş yap veya Kayıt ol

Giris

Üye Adı:

Şifre:

Beni Hatırla

Güvenli Oturum
Şifreniz mi Kayıp?

Şimdi Kayıt Ol!

Bardas-Alanözü-Güncel

Yazar Basın

Kimler Çevrimiçi

5 üye(ler) aktif (2 üye(lerin) tarayıcısı Yazarlar)

Üyeler: 0
Ziyaretçiler: 5

devam...

Tema Seç

screenshot

(7 tema)

Büyük Hikaye

Şu an için günün Büyük Hikayesi bulunmuyor.

Cuma Vakti
Yazar : admin
Makale ID : 121
İzleyici : Genel
Versiyon 1.00
Yayınlanma Tarihi: 2010/2/21 3:19:34
Okunmalar : 214
Fettah Bayir

Esselamün Aleyküm !
Bir aşk masalının garib figuranlarıyız aslında bizler.
Bir gülün yapraklarına tutunmaya çalışan şebnemler gibiyiz...
Bir gül ki,eşi ve benzeri yok..
Öyle  bir gül ki hiç bir gülün o gülün kokusuna denk değil...

Bir sevda masalı ki....
Bizler bu sevda masalının neresindeyiz diye düşünelim bu arada...
Gül tutan gül kokar.....
Buz çölüne dönmüş gönüllerimize bir kardelen gibi beliriverdi...
Sıcak çöllerinin serapları arasında susuzluğumuzu giderdiğimiz zemzem gibi...
Anlatmaya çalıştığım bu sevda masalı  ne  mecnunların,ne keremlerin,ne ferhatlerin sevdasına benzer...
Leyla’yı Mecnun’undan ,Şirin’i Ferhat’inden,Aslı’yı Kerem’inden vaz geçirecek bir sevda masalı bu.
Bu sevda masalı Yunus’un,Mevlana’nın yüreğinde ateşler yakar...
Yıl 571 aylardan 20 nisan Pazartesi günü....
Hicri takvime göre Rebül evvel ayının 12.ci gecesi...
Nur yüzlü annelerin annesi,içindeki nur yüzlü cananın doğumunun sancıları arasında....
Bir yanda  tüm Kureyş Abdulmuttalibin çevresine toplanmış tam bir bayram havasında..
Oysa Abdulmuttalibin gözlerinde sevinçler okunurken,yüreğinde hafiften bir burukluk var.
Gü l sultanın boynu bükük doğcak olması ister istemez içerisinde hüznünü de artırıyordu...
Belkide oglu abdullahın cemali belirecekti o gül sultanla birlikte karşısında...
O  yüzden olmalıydı belkide telaşı...
Ve  aynı zamanda oglunun emanetiydi....
 Hem  baba hem dedelik yapacaktı ona....
Belki  bu yüzdendi korkusu...
Abdulmuttalibin evinin önünde  develer o gül sultan için kurban edilmek için sabırsızlanıyordu ...
Tüm mekke sokakları sanki küllerini üzerinden atarcasına bir bayram havasına bürünmüştü...
Gelmek üzere olan canana yar olma telaşinde tüm ahali.....
Nihayet hüzün dolu mekke sokaklarına müjdeli haber geldi...
‘Kabenin koruyusu Kureyşli Abdulmuttalibin torunu Abdullahın oglu oldu” diye mekke sokakları çalkalanmaya başladı.
Bir yanda develer teker teker kurban ederken Abdulmuttalip bir yandan da yüksek sesle torunumun adını yer  gök onu övsün diye Muhammed ismini verdim diye bağırıyordu.
Diğer yandaysa  Haşimi oğullarında Hz Amine’nin sağ salim doğum yapmış olması içlerindeki korkuyu müjdeli haberle sevince dönüştüverdi..
O Güllerin Efendisinin Hz. Amine’ye bakışları  anneler annesinin gözünden yaşlar getirmesine sebeb oluverdi..
Çünkü hep bir tarafı yarım kalacaktı...
Mekke sokaklarında dolaşırken hep babasının yokluğunu hissedeceği düşüncesine kapılıvermişti...
İster istemez Hz.Amine’yi de endişelendiriyordu.
Oysa  Güllerin Efendisi fiziksel boyutta öksüzdü ancak Allah kendine onu canan yaptı...
Güller Efendisini ergenliğine kadar bir bulutu görevlendirdi.
Daha sonra onu Hz.Hatice’ye yar kıldı...
Ve  Gülllerin Efendisi’ne Allah Kur’an’ı Kerim’de Habibullah dedi...
Kim Habibullah’ı kendi annesinden ve babasından daha çok sevmedikce iman etmiş sayılmaz dedi.
O Habibullah’tı...
O  Kainatın Efendisiydi...
O Allah’a canan oldu...
Her aşk,her sevda ondan ilham alır...
O sevdanın  dışında her aşk ,sevgi sönük kalır,
Her sevda yanında bir yalancı bahar gibi  kalır....
Evet Kaninatın Efendisi’nin doğum günü münasebetiyle o mübarek Hz.Amine adına,Hz.Hatice adına Hz.Fatıma adına gelin kadınlarımıza kırmızı güller sunalım...
Sözde hristiyan adetinden olan 14 şubat sevgililer gününü kutlayacağımıza mevlid kandilinde Mübarek kadınlarımız anısına kadınlarımızı güllere boğalım.
Sözde anneler gününde değil gelin, Hz. Amine peygamberimizi doğurdu diye gelin annelerimize güller sunalım..
Kadınlarmız bu özel gün adına evlerde güzel yemekler yapsın,biz erkekler olarak başta annemizi,eşlerimizi,bacılarımızı,halalarımızı,teyzelerimizi,ninenlerimizi kızlarımızı sevindirelim.
Gelin bu defa Mevlid kandilini layıkı ile ihya edelim...
Burdan kadınlarımıza sesleniyorum.
14 şubat gününde bekleyeceğinize hediyeyi, gülü ...
Mevlid  kandillerinde veya  diğer kandillerde hediye ve güller  bekleyin.
En azından eşlerimize bir yemeğe çıkartabiliriz bu gecelerde...
Kendimden örnek veriyim....
En azından ben Mevlid Kandili Gecesinde yemeğe çıkartıyorum.
Çünkü ben mevlid kandili gecesi evlendiğim için benim evde bir gelenek halini aldı gibi.
Darısı sizlerin basına...
Ramazan ayında eşlerimize dışarıda bir yemek verebiliriz.
Çünkü kadınlar bu tür şeyleri çok sever.
Güller efendisinin bizlere demiyor mu sizin en hayırlınız kadınlarınıza iyi davrananızdır diye.
Hem sevap işlemiş oluruz hemde kadınlarımızın gönlünü almış oluruz hiç olmazsa...
Bu günü ihya adına her cilve her gönül alma bir ibadet hükmündedir.
25 şubat 2010 Perşembe gecesi Mevlid Kandilidir.
Şimdiden Herkesin Kandillerini Kutluyorum...
Selam ve Dua ile

Yazıcı Dostu Sayfa Bu makaleyi arkadaşına gönder
Yorumlardan yazarları sorumludur.
Gönderen Yorumlar

Okuma Köşesi Kategori seç

Tavsiye linkler

Yazar sec

Arama motoru

Genel Arama

Sitede Ara